Sinema eleştirmeni Hüseyin Sultanmuhammedî Havza Haber Ajansı ile yaptığı söyleşide, Aşura'nın sadece tarihi bir olay değil; anlam, ahlak, inanç, özgürlük ve sosyal sorumluluktan oluşan canlı bir sistem olduğunu belirtti. Sultanmuhammedî şunları söyledi: "Eğer sinema ve televizyonu, toplumun kolektif hafızasını ve kültürel zevkini şekillendirmede etkili mecralar olarak kabul edersek, Aşura'nın dramatik eserler üretmedeki devasa potansiyeline kayıtsız kalamayız. Aşura sadece geçmişten gelen bir anlatı değildir; günümüz insanının hak, adalet, sadakat, fedakarlık, bilinçli seçim ve tahrifata karşı direnişle olan ilişkisini görebileceği bir aynadır."
Sloganlardan Uzak, Derin Bir Yaklaşım İhtiyacı
Sultanmuhammedî sözlerine şöyle devam etti: "Dramatik eserlerde Aşura'yı ele alma zorunluluğu, sanatçının bu alana idari bir talimatla veya sloganist bir bakış açısıyla girmesi gerektiği anlamına gelmez. Aksine amaç, dini ve kültürel toplumumuzun kendine şu soruyu sorması gerektiğidir: Böylesine devasa bir manevî birikime rağmen, neden sinema ve televizyonumuzda ciddi, derin ve kalıcı Aşura eserlerinin payı bu kadar sınırlı? Biz her yıl Muharrem ayında halkın gösterilerine, heyetlere, taziye törenlerine, ritüellere ve yas merasimlerine tanık oluyoruz; ancak bu geniş potansiyel, görüntü diline ve güçlü dramatik eserler formatına nadiren aktarılabiliyor."
Aşura Sadece Bir Savaş Meydanı Değildir
Aşura'nın insani, ailevi, sosyal ve irfani açıdan çeşitli boyutları olduğunu vurgulayan Sultanmuhammedî şunları söyledi: "Yaygın olan zararlı yaklaşımlardan biri, bazılarının Aşura'yı ele almanın yalnızca Kerbela savaş sahnesini canlandırmaktan ibaret olduğunu sanmasıdır; oysa böyle bir bakış açısı son derece kısıtlayıcıdır. Aşura sadece bir savaş meydanı değildir; İmam Hüseyin'in (a.s.) yoldaşlarıyla sohbeti, ailesiyle vedalaşması, insanların tereddütleri ve seçimleri, Hz. Zeynep'in (s.a.) aydınlatıcı rolü, uyuyan vicdanların uyanışı, hakkın yalnızlığı ve seçkinlerin sorumluluğudur. Bu kavramların her biri, etkileyici bir film, dizi, ve hatta kısa bir eser için ilham kaynağı olabilir."
Mesaj Yerine Hikayenin Gücü
Sinema eleştirmeni sözlerini şöyle sürdürdü: "Dramatik eserler, anlamı hikayenin özüne akıtabildikleri zaman başarılı olurlar. Eğer yazar veya yönetmen sadece doğrudan mesaj vermek isterse, günümüz izleyicisi eserden hızla uzaklaşır. Ancak sadakat, zorlu seçimler, insan onuru, zulme karşı duruş, hakikati savunma ve izzeti koruma gibi kavramlar; çekici bir anlatı, doğru bir karakter gelişimi ve inandırıcı dramatik durumlar zemininde sunulursa, izleyici bunu reddetmek bir yana, eserle bütünleşir. Dini sanat, bir vaaz olmaktan çok, izleyicide duygusal ve düşünsel bir deneyim yarattığında etkilidir."
İran sinema ve televizyon tarihindeki başarılı örneklere değinen Sultanmuhammedî şunları ifade etti: "Dini ve tarihi eserlerde derinlemesine araştırma, tutarlı bir senaryo, profesyonel yönetmenlik ve izleyiciye saygı bir araya geldiğinde, sonuç her zaman kalıcı olmuştur. İranlı izleyici yüzeysel ve sloganist eserlerle bağ kurmaz; ancak bir eserin yaratıcılarının bu işe inanç, bilgi, estetik ve sanatsal bir titizlikle yaklaştığını gördüğünde o esere güvenir. Aşura konusunda bu hassasiyet kat kat fazladır; çünkü izleyicinin bu olaya karşı derin bir duygusal ve inançsal bağı vardır ve en ufak bir dikkatsizlik, basite indirgeme veya tahrifat, soğumaya ve hatta tepkilere yol açabilir."
Güçlü Bir Aşura Eserinin Temel Taşları
Derinlemesine Araştırma: "Aşura temalı bir eser üretmenin en önemli önkoşullarından biri araştırmadır. Bir yazar sadece duyumlara, dağınık anılara veya kişisel çıkarımlara dayanarak böyle bir konuya giremez. Tarihi kaynaklar, muteber makteller (Kerbela olayını anlatan kitaplar), din alimlerinin analizleri, Aşura araştırmacılarının çalışmaları ve uzmanlarla yapılan istişareler çalışmanın belkemiğini oluşturmalıdır. Elbette araştırma, eseri kuru bir tarihi rapora dönüştürmemelidir. Yazarın sanatı, araştırmanın içinden dramatik durumlar çıkarmak ve günümüz izleyicisi için anlaşılabilir karakterler yaratmaktır."
İnandırıcı Karakter Gelişimi: "Aşura'yı ele alırken karakter gelişimi meselesi çok önemlidir. Bazen dini eserler, hata yapma korkusuyla kutsal şahsiyetleri ve onların yoldaşlarını ulaşılmaz ve eylemden yoksun figürlere dönüştürürler. Oysa tabuları çiğnemeden, şahsiyetlerin yüceliğini davranışları, seçimleri, ölçülü sözleri ve çevrelerindekiler üzerindeki etkileri yoluyla göstermek mümkündür. Aynı zamanda Kerbela yolunda tereddüt yaşayanlara, geç anlayanlara ve sessizlikleri felakete yol açan yan karakterlere de odaklanılabilir."
Günümüz Hayatıyla Bağ Kurmak: "Aşura kavramlarını günümüz hayatıyla ilişkilendirmek önemlidir. Her Aşura eserinin mutlaka Hicri 61 yılında geçmesi gerekmez. Kahramanının ahlaki bir seçimle karşı karşıya kaldığı ve 'Heyhat minnez-zille' (Zillet bizden uzaktır) sözünün anlamını günlük hayatta tecrübe ettiği çağdaş bir hikaye yaratılabilir. Kişisel çıkarı ile insan hayatı kurtarmak arasında seçim yapan bir doktorun veya adaletsizliğe susmayan bir öğretmenin hikayesinde Aşura dolaylı ve derin bir şekilde varlık gösterebilir."
Takvimsel Yaklaşımdan Sanatsal Yaklaşıma
Sultanmuhammedi şu noktayı vurguladı: "Ne yazık ki belirli gün ve haftalara yönelik bazı yapımlarda takvimsel bakış açısı, sanatsal bakış açısına ağır basıyor. Yani Muharrem ayı yaklaştığında aniden eser siparişi veriliyor ve kısa süre içinde görkemli bir eser ortaya çıkarılması bekleniyor. Bu yöntem işe yaramaz. Aşura eseri zaman, araştırma, senaryonun yeniden yazımı, sanat yönetimi, uygun oyuncu seçimi ve mantıklı bir bütçe gerektirir."
Televizyon ve Sinemanın Evrensel Sorumluluğu
Sultanmuhammedî televizyonun geniş kitlelere ulaşması nedeniyle özel bir sorumluluğu olduğunu belirterek, "Televizyon, format çeşitliliğine dikkat etmelidir; tarihi dizi, modern dizi, mini dizi, televizyon filmi, animasyon ve belgesel-drama gibi formatlar bu misyonu üstlenebilir." dedi.
Sinema alanında daha vizyoner bir bakış açısı gerektiğini belirterek ekledi: "Aşura sineması yalnızca belirli dönemlerdeki gösterimlerle sınırlı kalmamalıdır. Eğer güçlü bir senaryomuz ve evrensel bir dilimiz olursa, Aşura kavramları İranlı ve Müslüman olmayan izleyicilerle de bağ kurma potansiyeline sahiptir. Özgürlük, fedakarlık ve sadakat evrensel kavramlardır."
Şekilcilik Tuzağı ve Gençliğin Soruları
Sinema eleştirmeni sözlerini şöyle sürdürdü: "Aşura eserleri üretirken karşılaşılan ciddi tehlikelerden biri şekilcilik tuzağına düşmektir. Bazen sadece kostümleri, bayrakları ve yas sahnelerini gösterirsek Aşura eseri yapmış olacağımız düşünülür. Bir film Muharrem ayının görsel simgeleriyle dolu olabilir ancak anlam açısından boş olabilir."
"Günümüz gençleri sorgulayıcıdır ve onlarla kendi dillerinden konuşmak gerekir. Günümüz genci şunu soruyor: Neden fedakarlık yapmalı? Neden zulme karşı durmalı? İmam Hüseyin'in (a.s.) kıyamında akılcılık ve duygunun sınırı nedir? Bu soruların dramatik eserlerde yankı bulması gerekir."
Batıl Cephesinin Doğru Tasviri ve Kurumsal Destek
Sultanmuhammedî şunları söyledi: "Bir diğer önemli nokta da batıl cephesinin zayıf tasvir edilmesinden kaçınılmasıdır. Eğer negatif karakterleri çok yüzeysel ve karikatürize edilmiş olarak gösterirsek, hak cephesini seçmenin yüceliği de tam olarak anlaşılamaz. Kandırma mekanizması, korku ve çıkarcılık doğru bir şekilde gösterilmelidir."
Ayrıca Sultanmuhammedî kurumların sadece maddi destek vermekle kalmayıp, iyi fikirlerin değerlendirileceği, yetenekli senaristlerin eğitileceği ve uzman danışmanların yer alacağı kalıcı ve profesyonel bir düşünce kuruluşu ve beyin takımı oluşturması gerektiğine dikkat çekti.
Sonuç: Aşura Tekrar Eden Bir Konu Değildir
Sinema uzmanı sözlerini şöyle tamamladı: "Aşura, dramatik sanatlarımız için sonsuz bir sermayedir; ancak bu sermayeden yararlanmak samimiyet, irfan, yaratıcılık ve beceri gerektirir. Sinema ve televizyonumuz, sadece belirli günlere odaklanılmamalı ve tüm yıl boyunca izlenecek, insanların hafızasında yer edecek eserler üretmelidir. Aşura sanatımız için tekrar eden bir konu değildir; ona ne kadar derinden yaklaşırsak anlatı, anlam ve insanı inşa etme adına o kadar yeni olasılıkların ortaya çıktığı bir kaynaktır."
yorumunuz